BAĞDATLI
İlçe merkezinin kuzeybatısında, ilçeye 8km mesafede bir köydür.son yıllarda göç olgusundan bağdatlı da etkilenmiştir.bu nedenle nufus giderek azalmıştır.arazisi oldukca verimli olan bağdatlıda her türlü tarla ve ve bahçe tarımı yapılabilmektedir.arazi sulu tarımada el verişli olmasına rağmen sulu tarımdan pek fazla yararlanılmamaktadır.ilçenin enkaliteli buğdayı burada yetişmektedir.özellikle tohumluk buğday arayanlar "eveyik" diye bilinen buğday çeşidini burada bulabilirler.köyün eski bir yerleşim yeri olduğu kesindir.söylentiye göre yavuz sultan selim'in bağdat seferinden sonra bağdat tan gelen 3 kişi tarafından kurulduğu, bundan dolayı adının bağdatlı olduğu rivayet edilmektedir.eyüpefendioğulları, musabeyoğulları, ömerkadıoğlu olarak bilinen sülaleler bu köyün çekirdeğini oluştururlar.köyde tarihi eser olarak herhangi bir kalıntı yoktur.köyün güneyinde 2km mesafede delice çayı vadisinde "ahmet vakfı" olarak bilinen bir yer vardır.buralarda bazı bulgulara rastlanmıştır.tarla çalşmaları sırasında ve küçük çaplı kazılarda 100lt alabilecek büyüklükte boş su küplerine , tuğla ve kiremit kırıklarına rastlanmaktadır
altıparmak
İlçenin doğusunda, kızılcaören grup yolu üzerinde, ilçeye 3km mesafede şirin bir köydür.köy düz bir arazide kurulduğundan yeterli miktarda tarım alanına sahiptir.iklim de ılıman olduğundan hem tarla tarımına hemde bahçe tarımına uyğundur.köyün eski adı hacı köydür.söylentilere göre bu adı almasının nedeni söyledir.reşadiyenin uzak köylerinden hac ziyaretine gidenler bu ibadetlerini tamamlayarak tekrar geri dönerler o zaman adı hacıköy olan altıparmaka geldiklerinde konaklarlar bu arda meydana gelen korkunç bir salğın hastalık, hacıların coğunun köylerine ulaşamadan ölmelerine sebep olur.o günden sonra adı hacıköy olur.
akdogmuş köyü
İlçe merkezinin kuzeyinde 12km mesafede bir köydür.hane sayısı yaklaşık 60 dır.orman eteğine kurulu köyün hemen batısında delice çayı akar.köyün en önemli gelir kaynağı bentonittir.dünyanın en kaliteli killerinin birsinin çıktığı akdoğmuş köyündeki ocaklarda bol miktarda rezerv bulunmaktadır.eski adı pertek olan olan köyünkuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir.köyde yaşayan bir pir vardır.bu ilmiyle, irfanı ile kendisini ispatlamış bir zattır.köye bundan dolayı pirtek denmiş zamanla pertekbiçimini almıştır.köyde en önemli tarihi eser abdurrahna çavuş adında birisi tarafından yaptırılmış ancak sonradan yıkılan eski camiidir. Köyün en önemli güzelliklerinden birisi mehmet ağa gölüdür.
abdulrahmanlı köyü
İlçe merkezinin güneydoğusunda, ilçeye 37 km uzaklıkta yer alan abdurrahmanlının toplam nufusu yaklaşık 48 dir. Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak çeşitli rivayetlere göre ilk kurulduğunda 7 hane kadarmış. Köyün adı bu yedi haneden birinin adından dolayı abdurrahmanlı olmuştur. Ekilebilir toprak miktarının az oluşun dan dolayı köyün nufusu giderek azalmaktadır.reşadiyeye ulaşım imkanı oldıkca kısıtlıdır.köyün ekonomisi daha cok gurbette hamam işletmecisi veya işcisi olarak çalışanların kazançlarına bağlıdır.köyde elektrik ve telefon mevcuttur
RAFET ERDEM REŞADİYE'NİN NUFUSUNU AÇIKLADI.

Sayın vatandaşlarım;
28 Mart 2004 Belediye seçimlerinden sonra görevi devraldığımızda 8 trilyon 124 milyar borçla işe başladık. O günden bugüne kadar 4 trilyona yakın borç ödedik ve bunun yanı sıra 2004 seçimlerinden bugüne kadar yaklaşık 4 yıldır dönemimize ait, hiçbir kuruma ve kişilere borcumuz bulunmayıp, sıfır borçla görevimize devam etmekteyiz.
Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verileri 2007 yılı sonunda tamamlanmış ve buna göre ilçe merkezimizin nüfusu 8892 kişi olarak sonuçlanmıştır. Bu sonuca niye gelindiğinin çeşitli nedenleri elbette bilinmektedir.
1-En başta Reşadiye’mizin 13 tane beldeye sahip olması ve bazı vatandaşlarımızın ilçemiz merkezinde oturdukları halde, mikro milliyetçilik yaparak kendi beldelerinde ikamet ediyorlarmış gibi nüfuslarını beldelerine taşıdıkları bilinen bir gerçektir. Örnek verecek olursak; ilçemizdeki resmi kurumlarda memur olarak görev yaptığı, çocuklarının ilçemizdeki okullarda eğitim aldığı, elektrik, su ve telefon gibi giderlerini düzenli bir şekilde kullanıp ilgili kuruma bunların parasını yatırdığı kayıtlarda açıkça görülmektedir. Hal böyle iken aslında bu kişilerin kendi beyan ettikleri adreste oturmadıkları, Reşadiye merkezinde oturdukları, yukarıdaki bahsettiğimiz giderlerden ve çalışma koşullarından anlaşılmakta olup, gerçek dışı beyandan kendi kendilerini ihbar ettikleri açıkça görülmektedir.
2-Başka bir mesele ise; parti mensubu bazı kişilerin” nüfusu 150’yi aşağı düşen köylerin köy tüzel kişiliği sona erecektir ve mezraya dönüşecektir” şeklinde basında ve bazı internet sitelerinde gerçek dışı beyanda bulunmaları tüm köylülerimizin kafasını karıştırmış ve her köyün muhtarı doğal olarak ilçemizde ne kadar köylüsü varsa, 150 kişiyi buluncaya kadar köylere nakil yaptırmışlardır. Bu tür faaliyetler ilçemiz nüfusunun düşmesinde önemli bir faktör haline gelmiştir. Bu vesile ile belde ve köylerimize Reşadiye merkezinden binlerce insan akın etmiştir.
Sayın vatandaşlarım;
Reşadiye merkezimizin nüfusu gerçekten incelendiğinde, gerçek nüfusumuzun 8892 olmadığı görülecektir. Çünkü nüfus sayımı yapılırken Belediyemizin de kendi bünyesinde yapmış olduğu çalışmalarda hangi evlerde kimlerin oturduğu ve kaç kişi olduğu tek tek tespit edilmiş ve 15000 civarında bir nüfusun yaşadığı ortaya çıkmıştır. Zaten Belediyemizde kayıtlı 4000 civarında su abonesi bulunmaktadır. Ortalama her konutta 3 veya 4 kişi olsa,12000 ile 16000 arası bir nüfusa tekabül etmektedir.
Bilindiği gibi Belediyelere İller bankasından nüfusa göre her ay hisse gönderilmektedir. Yeni nüfus sonuçlarının Ocak 2009 ayından itibaren değerlendirileceği bazı yetkililer tarafından dile getirilmiş olmasına rağmen ne yazık ki, 2008 Şubat ayından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Buna göre İller Bankası Şubat ayı hissemiz 49.779 YTL olarak tahakkuk etmiştir.
Oysaki biz 2008 yılı bütçesini hazırlarken İller bankasından gelecek olan hisseler göz önünde bulundurularak ona göre gelir ve giderlerimizi değerlendirdik ve 2008 bütçemizi ona göre karara bağlamıştık.
Reşadiye Belediyesinin Şubat ayı personel maaşları (Emekli sandığı, sigorta primi ve gelir vergisi dahil) 177.831 YTL olarak tahakkuk etmektedir. İller Bankasından gelen 49.779 YTL'nin üzerine 128.052 YTL daha ilave edilerek her ay personelimize düzenli bir şekilde maaş verebilmemizin hesabı yapılmaktadır. Çünkü biz bu göreve talip olurken ”önce personelimizin maaşları ödenecek, herkes bankamatikten maaşını tıkır tıkır çekecek” diye personelimize söz verdik ve bugüne kadar Allah’a şükürler olsun bu mutluluğu hep birlikte yaşadık ve bundan sonrada inşallah yine yaşayacağız.
Personel giderlerimizin dışında elbette Belediyemizin zorunlu giderlerinin olduğunu unutmamalıyız. Her ay; araç bakım ve onarım, akaryakıt giderleri, elektrik ve telefon giderleri, personelin hastane ve ilaç giderleri, kırtasiye giderleri, encümen, meclis oturum giderleri, çeşitli komisyon oturum ücretleri gibi bu tür giderlerde göz önünde bulundurulduğunda Belediyemizin toplam 220-250 Milyar arası nakit paraya ihtiyaç duyduğu açıkça görülmektedir.
Hal böyle iken; her ay 250 milyar gideri olan bir Belediyenin İller Bankasından gelen 49.779 YTL ile hangi hizmetlerin yapılacağı ve nereye kadar bu işin devam edeceğini inanın anlamakta güçlük çekiyoruz.
Onun için ilçemizde yaşayan bütün vatandaşlarımızın bu konuya duyarlılık göstermesini, gerçekten ilçemizde ikamet ettiği halde köyüne ve beldesine nüfus kaydını götüren vatandaşlarımızın ilçemizde yazılarak gerçek beyanda bulunmalarını, hakkaniyetle davranmalarını ve gerçek adreslerini bildirmelerini önemle istirham ediyorum.
Şayet Reşadiye’de oturuyorsak, Reşadiye’nin suyunu içip, kanalizasyonunu kullanıp, çöpümüzü döküp, parkında oturup yollarda geziyorsak ve bu hizmetler Reşadiye Belediyesi personeli tarafından sizlere sunuluyorsa, bu insanların maaş almasına ve daha iyi hizmet etmesine yardımcı olmak için Reşadiye’de yazılmak ve sayılmak, insanlık görevimizin gereği olduğunun bilinmesini özellikle vurgulamak istiyorum.
Saygıdeğer Vatandaşlarım;
Reşadiye’de oturduğu halde başka yerlerde yazılanlara yasa gereği artık bazı hizmetlerin verilemeyeceği, eğitim, sağlık ve buna benzer Devlet hizmetlerinden de yararlanamayacağı önümüzdeki günlerde açıkça görülecektir. Bunun için bu sıkıntıları yaşamamak için başka yerlerde yazılan vatandaşlarımızın bu yanlışlarını düzeltme şansları mevcuttur. İlçe nüfus müdürlüğümüze bizzat başvurmaları ve gerçek beyanda bulunmaları yeterli olacaktır.
Aksi takdirde gerçek dışı, yalan beyanda bulunmanın ve gerçek ikametinde yazılmamanın cezai işlem gerektirdiğini ve belediye olarak bunu takip etmek zorunda kalacağımızı ve bu konuda yetkili makamlara başvurulacağını vatandaşlarımızın bilmesini ve mağdur olmamalarını önemle istirham ediyorum.
Biz göreve geldiğimiz andan itibaren, Halka Hizmet Hakka Hizmet anlayışı ile hareket ve hizmetlerimizi devam ettirdik. Hizmetlerimize, personelimiz ve Reşadiyelimizle birlikte büyük bir azimle, eskisinden daha aktif bir şekilde devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Saygıdeğer Reşadiyeli vatandaşlarıma selam ve saygılarımı sunuyor, sağlık ve esenlikler temenni ediyorum.
Rafet ERDEM
Belediye Başkanı
REŞADİYE TERMAL TESİSİLERİ



Reşadiye Kaplıcaları
Reşadiye ilçesindedir. Reşadiye Belediyesi Termal Tesislerinde her kesme hitap eden 3 yıldızlı konforlu tatil ve konaklama imkanı sunmakta. Kaplıca İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidro-Klimatoloji Araştırma Merkezi!nce verilen Tıbbi raporda analiz sonuçları şöyledir. 48 derece de Hipertermal ısı, Litrede 4gr'ın üzerinde yüksek mineral her türlü Romatizmal hastalık, Ortopedik (Kırık Çıkık) ameliyat sonu sekmeler, ve kadın iç hastalıkları tedavisi mümkündür. Reşadiye Termal'de bulunan kayalar zaman zaman küçük pamuk kaleler oluşturmakta ve Pamukkale'den ayırt edilemez duruma gelmektedir.
3 Yıldızlı 124 Yataklı Termal Otel'de; Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi, Açık ve Kapalı Yüzme Havuzu, VIP Toplantı Salonu, Toplantı Salonu, Restoran & Bar, Teras Restoran, 44 Standart Oda, 8 Suit Oda, Halı Saha bulunmakta.
Termal Turizmi (Sulusaray Kaplıcaları)
Tokat’ın 68 km. Güneybatısındadır. Tarihi Nicepolis harabeleri arasında yer alan Sulusaray Kaplıca’ları bölgenin en önemli kaplıcasıdır. 1962 yılından sonra modern tesislere kavuşmuş ve yıldan yıla ilaveler yapılarak daha da genişletilmiştir. Bu gün 2 otele sahip olan kaplıca; özel banyoları, havuzları, lokanta ve gazinosuyla yıl boyunca hizmet verebilmektedir. 55 derece su sıcaklığına sahip kaplıcalar romatizmal hastalıklara, bağırsak, mide, böbrek, safra kesesi, karaciğer ve kadın hastalıklarına şifa vermektedir.Kaplıcanın bulunduğu yerde kiraya verilebilen pansiyonlar, konaklama yerleri, çadırları ile gelerek kamp kurmak isteyenlere de güvenliği sağlanmış kamp yerleri verilmektedir.
Reşadiye ilçesindedir. Reşadiye Belediyesi Termal Tesislerinde her kesme hitap eden 3 yıldızlı konforlu tatil ve konaklama imkanı sunmakta. Kaplıca İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidro-Klimatoloji Araştırma Merkezi!nce verilen Tıbbi raporda analiz sonuçları şöyledir. 48 derece de Hipertermal ısı, Litrede 4gr'ın üzerinde yüksek mineral her türlü Romatizmal hastalık, Ortopedik (Kırık Çıkık) ameliyat sonu sekmeler, ve kadın iç hastalıkları tedavisi mümkündür. Reşadiye Termal'de bulunan kayalar zaman zaman küçük pamuk kaleler oluşturmakta ve Pamukkale'den ayırt edilemez duruma gelmektedir.
3 Yıldızlı 124 Yataklı Termal Otel'de; Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi, Açık ve Kapalı Yüzme Havuzu, VIP Toplantı Salonu, Toplantı Salonu, Restoran & Bar, Teras Restoran, 44 Standart Oda, 8 Suit Oda, Halı Saha bulunmakta.
Termal Turizmi (Sulusaray Kaplıcaları)
Tokat’ın 68 km. Güneybatısındadır. Tarihi Nicepolis harabeleri arasında yer alan Sulusaray Kaplıca’ları bölgenin en önemli kaplıcasıdır. 1962 yılından sonra modern tesislere kavuşmuş ve yıldan yıla ilaveler yapılarak daha da genişletilmiştir. Bu gün 2 otele sahip olan kaplıca; özel banyoları, havuzları, lokanta ve gazinosuyla yıl boyunca hizmet verebilmektedir. 55 derece su sıcaklığına sahip kaplıcalar romatizmal hastalıklara, bağırsak, mide, böbrek, safra kesesi, karaciğer ve kadın hastalıklarına şifa vermektedir.Kaplıcanın bulunduğu yerde kiraya verilebilen pansiyonlar, konaklama yerleri, çadırları ile gelerek kamp kurmak isteyenlere de güvenliği sağlanmış kamp yerleri verilmektedir.
TOKAT'IN TARİHİ

TOKAT'IN TARİHİ
Orta Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alan Tokat, 5.000 yillik bir tarihi geçmise sahiptir. M.Ö. 3.000 Yillarindan baslayarak 14 devlet ve 5 beyligin yasayip egemen oldugu Tokat, Yesilirmak kiyilarinin dar ve nemli, Iç Anadolu'nun genis ve kuru alanlarindan ( basta, Canik Daglari olmak üzere ) 3 dag sirasiyla ayrilan Tokat, vadiler arasindaki bereketli topraklarindan dolayi "Türkiye'nin Meyve Bahçesidir." Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Tokat'tan söz ederken : " Bu havasi hos sehrin dört tarafinda bahçe ve bostanlar içinden sular akar. Her baginda birer kösk, havuz, fiskiyeler ve çesitli meyveler bulunur. Halk zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, yumusak huylu insanlardir. Cami, saray, kösk ve imaretleri o kadar saglam ve güzel olur ki buralara girenler hayran olurlar" demektedir. Haci Bektas-i Veli'nin hayirli ve bereketli dualari ile bu eski ve tarihi sehir " alimler konagi, fazillar yurdu ve sairler yatagidir." Oguz Türklerinin kumandanlarindan Danismend Melik Ahmet Gazi ordusuyla, kaleyi 1074 yilinda alarak Bizans ordusuna çok agir bir tokat vurdu. Böylece Bizans'a vurulan bu tokat sehrin ismi olarak yerlesti.Bazi kaynaklara göre ise ; Tokat'in Togayit Türkleri tarafindan kuruldugu ve bu oymak adinin zamanla sehire isim oldugu vurgulanmaktadir. Tarih boyunca çesitli milletlerin kültür ve medeniyetlerinin gelip geçtigi Tokat'ta halen örf ve adetler, geleneksel el sanatlarının büyük bir bölümü devam etmektedir. Tokat 600 yillik el yazmaciliginin Anadolu'daki merkezidir. Tokat'tan çok sayida ilim ve devlet adami da yetismistir: Ibn-i Kemal, Molla Hüsrev, Molla Lütfi, Hekim Mustafa ve Plevne Kahramani Gazi Osman Paşa bunlardan bazilaridir. M.Ö. 47 yilinda Roma egemenligine geçen Tokat ilinde Komana(Tokat), Zile(Zela), Niksar(Neocaesarea) ve Sulusaray (Sebastapolis) önemli Roma kale kentleridir.Tokat ilinde M.S. 11. yüzyildan sonra Selçuklularla beraber Türk-Islam egemenligi baslamistir. Bir çok camii, han ,hamam, kervansaray ve köprü bu dönemde insaa edilmis ve günümüzde de hala kullanilmaktadirKazilarda ele geçen buluntular, yörenin Kalkolitik Çagdan beri yerlesime açik oldugunu göstermektedir. Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanli dönemlerinde bu topraklar hep önemli birer yerlesim alani olmustur. Tokat merkez Aktepe (Bolus), Höyügü ile Zile Masat Höyük'ten elde edilen Hitit ve Frig buluntulari bunu dogrulamaktadir. Niksar ve Tokat Yagibasan Medreseleri ile Niksar Ulu Camii ve Tokat Garipler Camii yörenin önemli eserleridir, Tokat önemini Osmanlilar zamaninda da korumustur. Yöreyi gezen seyyahlar Tokat'i, Bursa'dan sonra oturabilecek en güzel, en bakimli sehir olarak tanimlamislardir. Sebastopolis Antik Kentinin Tarihçesi Sulusaray (Sebastopolis) Tokat Il merkezine 68, Artova Ilçe merkezine ise 30 km. uzaklikta bir kasabadir. Kasaba etrafi daglarla çevrili bir ova üzerinde Çekerek Irmagi'nin kenarindadir. Antik Sebastopolis kentinin kurulusu henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bazi kaynaklarda M.Ö. 1. yüzyilda kurulmus oldugu kaydedilmektedir. Roma Imparatoru Traianus zamaninda (M.S. 98-117) Pontus Galaticus'la, Polemoniacus eyaletlerinden ayrilarak Kappadokia eyaletine dahil edilmistir. Bu konuya iliskin kitabe, Kappadokia Valisi Arrian adina sehrin ileri gelenleri ve halki tarafindan dikilmistir. Sebastopolis kelime olarak Yunancadir (Sebasto; büyük, ulu, azametli, polis; sehir) "Büyük azametli sehir" demektir. Bazi kaynaklarda Herakleopolis olarak geçmektedir. Herakleopolis, Herakles sehri anlamina gelmektedir. Heracles Yunan ve Roma mitolojisinde gücü kuvveti simgeleyen yari tanri bir varliktir. Bu adi ile de Sebastopolis ile ayni manayi ifade etmektedir. 1987 yilinda Tokat Müze Müdürlügünce yapilan kurtarma ve sondaj kazilari sonucunda elde edilen verilerle, daha önce ortaya çikmis bulunan mimari parçalar degerlendirildiginde, kentin Helenistik, Roma ve Bizans Döneminde önemli bir yerlesim alani oldugu anlasilmaktadir. Comana Pontica'da (Antik Tokat) yapilan yüzey arastirmalari sonucu elde geçen buluntular Sebastopolis buluntulari ile büyük benzerlikler göstermektedir. Bu da bize bunlarin aralarinda yakin iliskiler bulunan çagdas iki yerlesim alani olduklarini ortaya koymaktadir. Roma ve Bizans'in tarihi yol agi içinde Sebastopolis önemli bir yer isgal etmektedir. Sebastopolis'in Yerlesim Plani Sebastopolis kenti, büyük boy kesme taslarla harç kullanilmadan yapilmis, dörtgen payandalarla desteklenmis ve bazi yerlerine yarim daire planli burçlar yerlestirilmis surlarin çevirdigi sondaj kazisinda tespit edilmistir. Bu kazi çalismalari sonucunda hamam ve tapinagin kent içindeki yeri de belirlenmistir. Yüzeyde bulunan mimarî elemanlarindan kent tiyatrosunun tapinagin yakinlarinda oldugu sanilmaktadir. Saray, diger tapinaklar, agora, caddeler ve benzeri kamu yapilarinin nerede olduklari kazilar sonucu anlasilacaktir. Sehrin tespit edilebilen yerlesim plani Bergama antik kentinin planiyla büyük benzerlikler göstermektedir.
REŞADİYE YAYLALARI
Reşadiye köylerinin başlıca yaylaları şunlardır : Gedik Yaylası, Umurca-Gökçepınar Yaylası, Batmış Yaylası, Yellice Yaylası, Tavara Yaylası, Akpınar Yaylası, Keti Yaylası, Çambalı Yaylası, İnekalan Yaylası, Kuyucak Yaylası, Selemen Yaylası(pazarı), konak Yaylası, Baydarlı Yaylası, Hasanşeyh Yaylası, Gürpınar Yaylası, Kavaklıdere Yaylası, Keteniği Yaylası, İbrahimşeyh Yaylası, Hebüllü Yaylası, Cimban Yaylası, Nebişeyh Yaylası, Çakraz Yaylası, Bağdatlı Yaylası, Yolüstü Yaylası, Bereketli Yaylası, Taşlıca Yaylası, Güvendik Yaylası, Bozcalı Yaylası, Kızıldere Yaylası, Elmacık Yaylası, Işıklar Yaylası, Gerdengeç Yaylası, Hatipli Yaylası, Büşürüm Yaylası, Çevrecik Yaylası, Saraykışla Yaylası, Aluç Yaylası, İsmailiye Yaylası, Kuzuluk Yaylası, Nerigüzü Yaylası, Güneygölcük Yaylası, Çamiçi (Gürpınar) Yaylası ve Kuruseki Yaylası. Bu yaylalar “Reşadiye yaylaları haritası” üzerinde gösterilmiştir.
REŞADİYE COGRAFYA ÖZELLİKLERİ

İklim
Yaklaşık 40° kuzey enlemleri üzerinde bulunan Reşadiye orta iklim kuşağı üzerindedir. Kendine özgü bir iklimi vardır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert geçer. En fazla yağış ilkbaharda görülür. en düşük yağış ise yaz aylarındadır. Hazıran, Temmuz ve ağustos aylarındaki ortalama yağış miktarı 100-150 mm civarındadır. Kış aylarında ilçe merkezi fazla kar tutmaz; bunda en büyük etken merkezin rakımıdır(450 m.). Yükseltinin arttığı yerlerde kışın şiddetinin de arttığı görülür. Örneğin Tozanlı ve İskefsir yöreleri yükseltileri nedeniyle daha fazla kar tutar.
Aralık ve Ocak aylarında sınırlı da olsa doğudan esen ve halk arasında "Sarıyel" olarak adlandırılan rüzgar, soğuk ve sert eser. Yükseltinin 1000 metrenin üzerine çıktığı yerlerde ve yaylalarda yoğun nemli hava gözlenebilir.
Bitki örtüsü
Orta Karadeniz Bölümünde denizden yaklaşık kuş uçuşu 80 km. içeride yer alan Reşadiye, orman bakımından Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir. İlçenin yüzölçümünün yaklaşık %45'i orman ürtüsüyle kaplıdır. Reşadiye'nin ormanlarında Kızılçam, Sarıçam ve Kayın yoğunlukla görülmektedir.
Dağlar
İlçe Konale Fay Hattı üzerinde yer alır. Birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. Bu faylar halen oturmasını tamamlamamıştır.
İlçe merkezi, Darıderesi, Çakmak, Fardas deresi, Tavara Irmağı, Kışlaoğlu, Umurca, Karaağaç gibi yerleşim merkezleri Kelkit vadisi boyunca sıralanmışlardır. Buralar Reşadiye'nin yükseltisi en az olan yerleşim alanıdır. Reşadiye'de yükseltinin en fazla olduğu yöre, Çamlıkaya sınırları içerisinde yer alan Erdem Baba Tepesi'dir(2183 m). Küçük Erdem tepesi (2113m) ve Çal Tepesi (2022 m)dir. İlçenin başlıca boğaz ve gedikleri şunlardır;
Döğüş Gediği(Abdurrahmanlı -Esenköy arasında), Konak Boğazı (Demircili Köyü), Gedik Boğazı (Yolüstü-Taşlıca-Bereketli arasındadır).
Vadiler
İlçenin içinden geçen en büyük vadisi Kelkit Vadisi'dir. ayrıca Tozanlı Çayı üzerinde bulunan dar bir vadi de bulunmaktadır. İki vadi boyunca sebze ve meyve üretimi yaygındır.
Ovalar
İlçe yer şekilleri bakımından dağlık ve kırık bir arazi yapısına sahip olduğu için geniş alanlı ovalara rastlanmaz. En belirgin düz arazi Bereketli'den başlayarak, Taşlıca altı, Çakraz altı ve Hebüllü altından Keteniği köyüne kadar uzanan bölümde görülür. Ayrıca Yolüstü Kasabası Meydanlar Mevkii, Güvendik ve Bağdatlı köyü Yazı mevkii, İbrahimşeyh Köyünden başlayarak, Kavaklıdere, Hasanşeyh, Baydarlı ve demircili köyüne kadar olan alanda yükseltisi, ekime-dikime elverişli düzlükler görülür.
REŞADİYENİN TARİHİ

Reşadiye adını taşıyan İskefsir'in eski bir tarihi vardır. Eski tarihlerde Şark-i Karahisar'ın Erzurum vilayetine bağlı olduğu görülür. İskefsir hakkındaki araştırmalarda "Erzurum Mihimme Defterleri" ile Şebinkarahisar hakkında yazılmış olan eski eserlere bakıldığında Şark-i Karahisar'ın daha sonra Erzurum'dan ayrılarak Sivas'a bağlandığı görülmektedir.
Önceleri Hamidiye Milas ilçesine bağlı olan İskefsir Nahiyesi 1906 yılında Sivas Valisi Reşit Paşa'nın emirleri doğrultusunda, Şark-i Karahisar Sancağı Mutasarrıfı Cevat Bey, yanında Mesudiye Kazası Kaymakamı Sırrı Bey, Taburağası Ahmet Bey, Mesudiyeli Ali Çavuş- zade, İsmail Bey, Kızılcaviran köyünden Celebzade Ethem Efendi (Atasoy), Hacı Osmanzade, Şükrü ve Kamil Efendiler, İsmail Efendi, Çengibağı(Gürpınar) Köyünden meşhur Şehremini Rıdvan Paşa'nın Ağası Hıdırzade Ahmet Ağa, Bozcalı köyünden Hacı Abidinzade Abdullah Efendi ile civar köyler eşraf ve halkının katılımıyla Kelkit Irmağı'nın kuzey tarafında ilçe merkezinin kurulmasına karar verilmiştir.
SUYLA GELEN TERMAL SAĞLIK, TURİZM CENNETİ REŞADİYE.......
Reşadiye, Anadolunun orta kesiminde Kızılırmak yayı içinde kalan Kapadokya arazisi içerisinde yer alan Tokat ilimizin bir ilçesidir. Kelkit Irmağının kenarında, E 80 karayolu üzerinde şirin bir ilçedir REŞADİYE.
Eski Kapadokya arazisi elden ele geçmiş, değişik milletler bu arazide medeniyetler kurmuşlardır. Sırasıyla İraniler, Büyük İsakender, Pontuslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Danişmendliler, Kadı Burhanettin, Akkoyunlular bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Sonraları da bu arazi Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetine geçmiştir.
Reşadiye’nin eski ismi olarak bilinen İskefsir’in tarihi 15. yy’a kadar gitmektedir.Bu bölgeden geçerek Erzurum’a giden yine aynı güzergahtan İstanbul’a dönen meşhur Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu bölgeden bahsetmektedir. O yüzyıllarda Doğu ile Batı arasında kara ulaşımının yapıldığı “Şark Yolu” diye adlandırılan yolun Reşadiye’den geçtiği Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde belirtilmektedir.Bu yol üzerinde eskiden kalma büyük mezarlıklar halen mevcuttur.
Reşadiye’nin coğrafi özellikler bakımından çam ormanlarıyla kaplı olması, güzel ve şirin bir yer olması, kışın sert geçen iklim koşullarından fazla etkilenmemesi, köylerin konumuna göre merkezi bir yerde olması, sağlığa yararlı kaplıcalarının bulunması, Kelkit vadisi üzerindeki Şark Yolunun buradan geçmesi ilçe merkezi olarak seçilmesini etkileyen nedenlerdir.
1939 yılında 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece sabaha karşı tarihte “ Erzincan Depremi” olarak da bilinen deprem Reşadiye ve köylerinde etkili olmuş ve bu depremde Reşadiye’de ayakta tek bir bina kalmamıştır. Bu haliyle ilçe merkezi ve köyleri uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiştir. Köylerle birlikte toplam 2100 kişinin öldüğü resmi kayıtlarda mevcuttur. Zamanın Tokat valisi İzzeddin Çağpar, İlçe Kaymakamı Necati Gökmoğol ve oluşturulan kurulun uzun tartışmaları sonucu yeni Reşadiye’nin yerleşim yeri eski yerleşim yerinin kuzeyine dağ eteğine kaydırılmıştır.
Uzun yıllar deprem yarasını sarmaya çalışan Reşadiye’de 1966 yılından sonra zamanın idarecilerinin yoğun çalışmaları ve Reşadiye halkının da katkılarıyla yeni bir atılım ve yapılanma ortaya çıkmış, önce maddi sorunlar aşılıp, günün şartları içinde son derece önemli yatırımlar gerçekleşmiştir.
1970’li yıllarda tüm Türkiye’de olduğu gibi Reşadiye de yurt dışına çok sayıda işçi göndermiştir. Bu işçiler kazançlarını ilçelerine aktarmışlar böylece ilçe merkezi hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir.
Bugüne kadar Reşadiye’de Romalılara, Bizanslılara ve Türklere ait çeşitli seramik eşyalar, sikke, yayla ve köylere yayılmış tarihi mezarlar bulunmuştur. Köylerde yer yer bozulmuş kale kalıntılarına rastlanır. Tamamı yıkılmıştır, Çoğunun temel harabeleri kalmıştır. Göllüköy, Çamlıkaya, Saraydüzü, Kalecik, Mengen Kalesi, Kaledüzü, Kızılcaören, Turaç Köyü Yaylasında Bizans dönemine ait olan ve sonraları Müslümanların da defnedildiği tarihi bir mezar alanı vardır.
İlçemiz sanayi bakımından da hızla gelişme göstermektedir. Şu anda işletmeye açık bir BAMBU atölyesi, yine işletmeye açık bir TEKSTİL atölyesi ve yapımı hızla devam eden RESÜT(Entegre süt tesisleri ve mezbahanesi 30 dönüm arazi üzerinde) fabrikası ve Ata Sanayi Sitesi ile sanayi alanında da hızla gelişme göstermektedir.
İlçemiz Belediye Başkanı Rafet ERDEM bu tür yatırımlar için her türlü maddi ve manevi desteği vermekte ve iş adamlarımızı Reşadiye’ye yatırım yapmaya davet etmektedir.
Önceleri Hamidiye Milas ilçesine bağlı olan İskefsir Nahiyesi 1906 yılında Sivas Valisi Reşit Paşa'nın emirleri doğrultusunda, Şark-i Karahisar Sancağı Mutasarrıfı Cevat Bey, yanında Mesudiye Kazası Kaymakamı Sırrı Bey, Taburağası Ahmet Bey, Mesudiyeli Ali Çavuş- zade, İsmail Bey, Kızılcaviran köyünden Celebzade Ethem Efendi (Atasoy), Hacı Osmanzade, Şükrü ve Kamil Efendiler, İsmail Efendi, Çengibağı(Gürpınar) Köyünden meşhur Şehremini Rıdvan Paşa'nın Ağası Hıdırzade Ahmet Ağa, Bozcalı köyünden Hacı Abidinzade Abdullah Efendi ile civar köyler eşraf ve halkının katılımıyla Kelkit Irmağı'nın kuzey tarafında ilçe merkezinin kurulmasına karar verilmiştir.
SUYLA GELEN TERMAL SAĞLIK, TURİZM CENNETİ REŞADİYE.......
Reşadiye, Anadolunun orta kesiminde Kızılırmak yayı içinde kalan Kapadokya arazisi içerisinde yer alan Tokat ilimizin bir ilçesidir. Kelkit Irmağının kenarında, E 80 karayolu üzerinde şirin bir ilçedir REŞADİYE.
Eski Kapadokya arazisi elden ele geçmiş, değişik milletler bu arazide medeniyetler kurmuşlardır. Sırasıyla İraniler, Büyük İsakender, Pontuslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Danişmendliler, Kadı Burhanettin, Akkoyunlular bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Sonraları da bu arazi Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetine geçmiştir.
Reşadiye’nin eski ismi olarak bilinen İskefsir’in tarihi 15. yy’a kadar gitmektedir.Bu bölgeden geçerek Erzurum’a giden yine aynı güzergahtan İstanbul’a dönen meşhur Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu bölgeden bahsetmektedir. O yüzyıllarda Doğu ile Batı arasında kara ulaşımının yapıldığı “Şark Yolu” diye adlandırılan yolun Reşadiye’den geçtiği Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde belirtilmektedir.Bu yol üzerinde eskiden kalma büyük mezarlıklar halen mevcuttur.
Reşadiye’nin coğrafi özellikler bakımından çam ormanlarıyla kaplı olması, güzel ve şirin bir yer olması, kışın sert geçen iklim koşullarından fazla etkilenmemesi, köylerin konumuna göre merkezi bir yerde olması, sağlığa yararlı kaplıcalarının bulunması, Kelkit vadisi üzerindeki Şark Yolunun buradan geçmesi ilçe merkezi olarak seçilmesini etkileyen nedenlerdir.
1939 yılında 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece sabaha karşı tarihte “ Erzincan Depremi” olarak da bilinen deprem Reşadiye ve köylerinde etkili olmuş ve bu depremde Reşadiye’de ayakta tek bir bina kalmamıştır. Bu haliyle ilçe merkezi ve köyleri uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiştir. Köylerle birlikte toplam 2100 kişinin öldüğü resmi kayıtlarda mevcuttur. Zamanın Tokat valisi İzzeddin Çağpar, İlçe Kaymakamı Necati Gökmoğol ve oluşturulan kurulun uzun tartışmaları sonucu yeni Reşadiye’nin yerleşim yeri eski yerleşim yerinin kuzeyine dağ eteğine kaydırılmıştır.
Uzun yıllar deprem yarasını sarmaya çalışan Reşadiye’de 1966 yılından sonra zamanın idarecilerinin yoğun çalışmaları ve Reşadiye halkının da katkılarıyla yeni bir atılım ve yapılanma ortaya çıkmış, önce maddi sorunlar aşılıp, günün şartları içinde son derece önemli yatırımlar gerçekleşmiştir.
1970’li yıllarda tüm Türkiye’de olduğu gibi Reşadiye de yurt dışına çok sayıda işçi göndermiştir. Bu işçiler kazançlarını ilçelerine aktarmışlar böylece ilçe merkezi hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir.
Bugüne kadar Reşadiye’de Romalılara, Bizanslılara ve Türklere ait çeşitli seramik eşyalar, sikke, yayla ve köylere yayılmış tarihi mezarlar bulunmuştur. Köylerde yer yer bozulmuş kale kalıntılarına rastlanır. Tamamı yıkılmıştır, Çoğunun temel harabeleri kalmıştır. Göllüköy, Çamlıkaya, Saraydüzü, Kalecik, Mengen Kalesi, Kaledüzü, Kızılcaören, Turaç Köyü Yaylasında Bizans dönemine ait olan ve sonraları Müslümanların da defnedildiği tarihi bir mezar alanı vardır.
İlçemiz sanayi bakımından da hızla gelişme göstermektedir. Şu anda işletmeye açık bir BAMBU atölyesi, yine işletmeye açık bir TEKSTİL atölyesi ve yapımı hızla devam eden RESÜT(Entegre süt tesisleri ve mezbahanesi 30 dönüm arazi üzerinde) fabrikası ve Ata Sanayi Sitesi ile sanayi alanında da hızla gelişme göstermektedir.
İlçemiz Belediye Başkanı Rafet ERDEM bu tür yatırımlar için her türlü maddi ve manevi desteği vermekte ve iş adamlarımızı Reşadiye’ye yatırım yapmaya davet etmektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
